Bu yazı dizisinde işyerlerindeki OED (otomatik eksternal defibrilatör, taşınabilir otomatik şok cihazı) ile ilgili zorunlulukları açıklayacağım.
OED, Türkçesi “taşınabilir otomatik şok cihazı” olan “otomatik eksternal defibrilatör”ün kısaltmasıdır. OED “kalp ritmini analiz eden ve gerekli hâllerde otomatik olarak kalbe elektrik akımı verilmesini sağlayan taşınabilir cihaz”dır.
29 Temmuz 2015 tarihinde yayınlanan İlkyardım Yönetmeliğine göre OED eğitimi ilkyardım eğitiminden bağımsız bir eğitimdi. Bu eğitime ancak ilkyardımcılar ya da ilkyardımcı eğitmenleri katılabiliyordu. Diğer bir deyişle, sağlık çalışanları dışında, ancak OED eğitimi almış ilkyardımcılar ve eğitmenler OED kullanabiliyordu.
27 Ağustos 2020 tarihinde yayınlanan İlkyardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile OED eğitimi bağımsız olmaktan çıkarıldı ve ilkyardım eğitiminin bir parçası haline getirildi.
9 Aralık 2025 tarihinde yayınlanan Taşınabilir Otomatik Şok Cihazı Hakkında Yönetmelik ile “OED’yi sağlık meslek mensubu, ilk yardımcı ve halktan kurtarıcı kullanabilir” hükmü getirildi.
Konumuzla ilgili olarak, bu yönetmelikte iki kritik unsur vardır:
Birincisi, halktan kurtarıcılara işyerindeki çalışanlar da dahildir. Çünkü, ilgili yönetmeliğe göre, halktan kurtarıcı, “sağlık meslek mensubu olmayan ancak acil bir durumda olay yerinde bulunan” herhangi bir kişidir.
İkincisi, çalışanların cihaza erişebilmesi, uygun gördükleri durumlarda OED’i bağımsızca kullanabilecekleri anlamına gelmiyor. Çünkü ilgili yönetmeliğe göre, halktan kurtarıcılar tıbbi yardım gelene kadar sağlık komuta kontrol merkezi (SKKM) (yani bilinen adıyla 112’nin) desteğiyle ve yönlendirmesiyle ilk yardım uygulamalarında bulunabileceklerdir.
Özetle: Her çalışan, gerekli durumlarda, ama 112’nin yönlendirmesiyle, işyerindeki OED’i yani taşınabilir otomatik şok cihazını kullanabilecek.
